Zeki Ama Çalışmıyor


[ ZEKİ AMA ÇALIŞMIYOR ]*

Öğrencisinin durumunu sormak için bir veli geldi. Çocuğun adını söyleyince ben de çocuk hakkındaki fikirlerimi söyledim. Çocuğunuz zeki ama çalışmıyor, diye de ekledim. Veli duraksadı. Hocam, dedi, onu ben söyleyecektim, şimdi bana söyleyecek bir şey bırakmadınız!

*[ izzet koçak ]

#mikroöykü859

Peri Teri


[ PERİ TERİ ]

İlham perim bir süredir ortalıkta gözükmüyordu. Bugün yanıma geldiğinde elinde bir kitap vardı. Kendi yazdığı kitabı adıma imzalamıştı. İlham perilerine de ilham veren perilerin olduğunu bilmiyordum, dedim gülerek. Yok zaten, dedi peri, bizimki tamamen alın teri!

*[ izzet koçak ]

#mikroöykü858

Bin Parça


[ BİN PARÇA ]

Bana, sen benim aynamsın, derdi hep. Kendi yansımasını bende görmekten hoşnuttu. Çünkü ben, ona hayranlık dolu aşkla bakardım. Kusursuzdu benim bakışlarımda. Bir gün kalbimi kırıp ellerime verdi. Kendisini artık kırık bir aynada görmek istediğini söyledi, bin parça!

*[ izzet koçak ]

#mikroöykü857

Düğün Çiçeği


[ DÜĞÜN ÇİÇEĞİ ]*

Sevgilimi hep parktan topladığım çiçeklerle karşılıyordum. Bu kez değişiklik yapıp bir düğüne gittim. Düğün sahiplerini tebrik ettikten sonra gözüme kestirdiğim bir çiçeği alıp salondan çıktım. Mezarlığa vardığımda sevgilim beni mezarımın başında bekliyordu sessizce!

*[ izzet koçak ]

#mikroöykü856

Adım Badigart


[ ADIM BADİGART ]*

Adım Badigart. İşim kapıda beklemek. Kapıya yaklaşan biri oldu mu, tek yapmam gereken onu engellemek. İşimi seviyorum. Eğitimimi bu alanda aldığım için başka bir iş de yapmıyorum. Bir ara çoban köpekliğini denedim ama hiç bana göre değilmiş, koyunlarla uğraşılmıyor!

*[ izzet koçak ]

#mikroöykü855

Kırk Akıllı


[ KIRK AKILLI ]*

Kırk akıllı çınarın altında oturuyordu. Beni görünce ayaklandılar ama taşı kuyuya atmamı engelleyemezlerdi. Koşarak kuyunun başına gittim. Etrafımı sardılar ama bir tuhaflık vardı hallerinde, bir delilik sinmişti üzerlerine. Kuyuya baktım. İçini taşla doldurmuşlardı.

*[ izzet koçak ]

#mikroöykü854

Panzehir


[ PANZEHİR ]*

Selim'i baygın halde bulup acile getirdik. Doktorlar zehirlenme şüphesiyle midesini yıkayıp servise aldılar. Biz ne olup bittiğini anlamaya çalışırken kendisine geldi. Zehir içmemişti. Dolabın altında gördüğü akrebin korkusuyla ecza dolabındaki panzehiri içmişti.

*[ izzet koçak ]

#mikroöykü853

Kurcalama, bozulur!


[ KURCALAMA, BOZULUR ]*

Psikologa gittim. Neyin var, diye sordu. Şaşırdım. Neyim vardı ki benim. Hiçbir şeyim yok, dedim. Sonra bir iki soru daha sordu. Kafam karıştı. Büyüklerimiz fazla kurcalamayın, bozarsınız diyorlardı. Karışıklıkta aklıma geldi. Kafamı, dedim, çok kurcaladım bozuldu.

*[ izzet koçak ]

#mikroöykü852

Kâbus


[ KABUS ]*

Kâbus gibiydi, dedi Selim. Nefes alamıyor, can havliyle yardım diliyordum. Son ana geldim, derken gökten kanatlı adamlar indi. Bir masa kurdular. Kalın bir defter çıkardılar. Satırları hızla tarayıp, nefes alamıyorum, yazan yerin üzerini çizdiler. Derin bir nefes alıp uyandım.

*[ izzet koçak ]

#mikroöykü851

Sonbahar Yaprakları


[ SONBAHAR YAPRAKLARI ]*

Selim eline makinesini, yanına da beni alıp sonbahar fotoğrafları çekmek için dolaşmaya başladı. İstediği fotoğrafı ne yazık ki bir türlü çekemedi. Selim'in sonbahar yapraklarıyla süslü fotoğraflar çekme hayali, temizlik işçilerinin titiz çalışmasına kurban gitmişti!

*[ izzet koçak ]

#mikroöykü850