İK’nin Cep Telefonuyla Ağır İmtihanı





Aslında bu yazının başlığını “İzzet KOÇAK’ın cep telefonundan nefretinin bir sürü sebebi” olarak koymak isterdim. Sonrasında da bir sürü sebep yazardım. Ancak kendi iç sansürümü kendime uyguladım ve bunu bir nefret sarmalı içerisinde değil de bir imtihan vesilesi kılmayı tercih ettim. Böylece kendime dervişçe bir pay çıkardım.

2011 Yılında Okuduğum En Güzel 7 Kitap


Sözün ve Sükutun Renkleri - Fatma Barborosoğlu

Kaosa Mütevazı Bir Katkı - Murat Menteş

Kayboluş - Georges Perec

Köpekleşmenin Tarihi - Nihat Genç

Erbain - İsmet Özel

Asi Ruhlar - Halil Cibran

Şeytanın Vaadi - Tevfik el-hakim




Okuma Listesi 2012



KİTAP AYRACI / SİMERANYA

  • Tavsiyeler - Mustafa İslamoğlu - Denge   (2012)
  • Akif'e Dair - Dücane Cündioğlu - Kapı   (2012)
  • Uzak - Oruç Aruoba - Metis   (2012)
  • Hobbit - Tolkien - İthaki -    (2012)
  • Hz. Muhammed - Murat Koçak     (2012)
  • İmamlar ve Sultanlar - Mustafa İslamoğlu - Düşün    (2012)
  • Hz. Süleyman'ın Sonsuzluk Hazinesi - Belkıs'ın Tahtı - Murat Koçak  (2012)
  • Nebi - Halil Cibran - Pınar   (2012)
  • Edebiyat ve Hayat - Rasim Özdenören - Zambak -    (2012)
  • Virginia Woolf'tan Yazarlık Dersleri - Danell Jones - Timaş  (2012)
  • Ben Nesli - Jean M. Tewenge - Kaknüs  (2012)
  • Yazar Olabilir Miyim - Semih Gümüş - Notos Kitap  (2012)
  • Yedinci Gün - İhsan Oktay Anar - İletişim  (2012)
  • Kur'an'ın Zihni İnşası - Seyyid Abdullatif - Pınar Yayınları (2012)
  • Kıyıya Vuranlar - Ramazan Dikmen - İz Yayınları  (2012)
  • Mehmet Akif Ersoy - M. Ertuğrul Düzdağ - Kaynak Yayınları  (2012)
  • İman Risalesi - Mustafa İslamoğlu - Denge Yayınları   (2012)
  • Zor Zamanda Konuşmak - İsmet Özel - Şule Yayınları   (2012)
  • Aşkın Kurbanları - Murat KOÇAK - Çağrı Yayınları   (2012)
  • Har - Murat Uyurkulak - Metis   (2012)
  • Suskunlar - İhsan Oktay Anar - İletişim   (2012)
  • Amat - İhsan Oktay Anar - İletişim   (2012)
  • Alternatif Eğitim / Hayatın Okulsuzlaştırılması - Matt Hern - Kaldeon   (2012)
  • Tol - Murat Uyurkulak - Metis   (2012)
  • Mezbaha No. 5 - Kurt Vonnegut - Dost   (2012)
  • Sultan Selahaddin El-Kürdi - Reha Çamuroğlu - Everest   (2012)
  • Mavi Sakal - Kurt Vonnegut - Dost   (2012)
  • Acemi Şansı - Selçuk Orhan - Birun   (2012)
  • Bir adam girdi Şehre Koşarak - Tarık Tufan - Profil   (2012)
  • Maya - Leyla İpekçi - Timaş   (2012)
  • Yenilgiden Dönerken - Ali Ayçil - Timaş   (2012)
  • Gidiyorum Bu - Ah Muhsin Ünlü - Sel Yayıncılık   (2012)
  • Katakofti / Sekizli Muamma Hikaye - Gökdemir İhsan - Simurg  (2012)
  • Ses ve Öfke - William Faulkner - YKY  (2012)
  • Yazı İmge ve Gerçeklik - Rasim Özdenören - İz  (2012)
  • Kutsal Kelimelerle Aşk Yazılmaz/Aşkı Züleyha Sabrı Yusuf - Murat KOÇAK  (2012)
  • Günlerin Köpüğü - Boris Vian - e Yayınları  (2012)
  • Lavinia - Özdemir Asaf - İş Bankası  (2012)
  • Kutsal Mahpus "Ebu Hanife" - M. Necati Sepetçioğlu - Akran  (2012)
  • Tozkoparan - Thorvald Steen - İthaki  (2012)
  • Od - İskender Pala - Kapı Yayınları  (2012)
  • Anka - Sadık Yalsızuçanlar - Timaş  (2012)
  • Dünyanın Üç Yüzü - Mustafa Ulusoy - Timaş  (2012)
  • Dem - Sadık Yalsızuçanlar - Timaş  (2012)
  • Ay Terapisi - Mustafa Ulusoy - Timaş  (2012)
  • 'ça - Özdemir Asaf - İş Bankası  (2012)
  • Uzak Koku - Murat Güzel - İz  (2012)
  • Hiç - Sadık Yalsızuçanlar - Timaş  (2012)
  • Yakınlık - Mustafa Ulusoy - Timaş  (2012)
  • Hayyam - Sadık Yalsızuçanlar - Timaş  (2012)
  • Şah ve Sultan - İskender Pala - Kapı Yayınları  (2012)
  • Hayat Güzeldir - Mustafa Kutlu - Dergah  (2012)
  • Kum Köpük Avare - Halil Cibran - Kaknüs  (2012)
  • Postallı Kızlar - Murat KOÇAK - Çağrı Yayınları  (2012)

2010 Yılında Okuduğum En Güzel 7 Kitap


Yüzüklerin Efendisi - Tolkien

Yusuf ile Züleyha - Nazan Bekiroğlu

Göçebe - Stephenie Mayer

Korkma Ben Varım - Murat Menteş

Dört Oyun - Bernard Shaw

Ve Tanrı Ağladı - Bülent Akyürek

Makyaj Yapan Ölüler - A. Ali Ural



Okuma Listesi 2011



KİTAP AYRACI / SİMERANYA

  • Kayboluş - Georges Perec – Ayrıntı
  • Son Peygamber Hz. Muhammed - Mevlana Şibli Numani - İz
  • Muz Sesleri - Ece Temelkuran - Everest
  • Kırık Kanatlar- Halil Cibran - Kaknüs
  • Asi Ruhlar - Halil Cibran - Kaknüs
  • Pinhan - Elif Şafak - Metis
  • Ruh Hali - Kemal Sayar - Timaş
  • Yol Hali - Nazan Bekiroğlu - Timaş
  • Köpekleşmenin Tarihi - Nihat Genç - Cadde
  • Mavisini Yitirmiş Yaşamak - Ali Çolak - İnsan
  • Aforizmalar - Nıetzsche - Birey
  • Şeytanın Vaadi - Tevfil El-Hakîm - Şule
  • Kaçak Yolcu - Hüseyin Atlansoy - Kaknüs
  • Sözün ve Sükûtun Renkleri - Fatma Karabıyık Barbarosoğlu - iz
  • Göz Aydınlığı - Mürsel Sönmez - Denge
  • Dua - Ali Şeriati - Birleşik
  • Okuma Biçimleri - Hilmi Yavuz - Timaş
  • Sokak-ta -Bahaeddin Özkişi - Ötüken
  • Siret-i Meryem - Sibel Erarslan - Timaş
  • Çöle İnen Nur - Necip Fazıl Kısakürek - Büyük Doğu
  • Hafız’ın Yolculuğu – Jan Potocki – YKY
  • Erbain – İsmet Özel – Şule
  • Ablam Uzak Ülkede – İsmail Kılıçarslan – Birun
  • Faust – Goethe – Sosyal Yayınları
  • Kaosa Mütevazı Bir Katkı - Murat Menteş - Şule
  • Tractatus Logıco-Philosophicus - Ludwig Wittgenstein
  • Felsefi Soruşturmalar - Ludwig Wittgenstein

Hüzne Dokunan Çaresizlik

Ya da çaresizliğe dokunan hüzün! /acz/

Bir kalbi avuçlarımın içerisinde tutuyorum. Hüznü, bir kurşun gibi hissediyorum ardından ruhumda. Kelimeleri bir kenara bırakıp yalnızca gözlerine bakıyorum. Ellerim tutmaz oluyor. Hüznü görüyorum, o kadar sıcak bir hüzün ki hiçbir kelime kesmez melâlini. Biliyorum/Neden biliyorum ki!

Hiddetinden kararan gökyüzü gibi ruhu, yalnız gözleri ele veriyor ruhundakileri. Ve en çokta bu yüzden nefret ediyor gözyaşlarından. Ama kalbi, boyuyor kıpkızıl bir hüzünle gökyüzünü. Çaresiz akıyor ne kadar istemese de billur taneleri yanağına. Dili lal oluyor hüznü karşısında, anlatılarsa yıkılır sanıyor kumdan kaleleri. Kumdan kaleleri anlayışsız ruhlardan çıkan kelimeler yıkıyor, bir sel gibi!

Ve ben, karşısında yalnızca susuyorum. Bu kadar büyük bir hüznün karşısında “çaresiz!” susuyorum. Allah’ım al canımı, diye dua ediyorum gözlerinin içine bakarken. “Ben bu kadar acıya layık mıyım?” Hüznüne dokununca paramparça olmuş bir yürekle kalakalıyorum/üryan ortada. Ve ben, layık olduğumu biliyorum her acıya; ama o, bu küçücük yüreğiyle bunu layık mı?

Çaresiz büyüyor, boşluk! Acz içinde kalıyorum. Çaresizliğin kokusunu her yerden alabiliyorum.

Dua ile beddua arasında gidip geliyor içimden geçen kelimeler denizi aya karşı. İmanımdan şüphe etmiyorum; “Rabbim, al şu çocuğun hüznünü ve ver bana!”
/Dua mı ediyorum; yoksa beddua mı bilmiyorum. Bildiğim onun hüznü benim hüzün denizime akıyor, yararak tüm damarlarımı/

Ben hüznün kırk yıllık ahbabıyım, bilirim, açtığı yaralara tuz basmayı!

Lakin,
Küçücük bir yürek için yara kadar yakıcıdır çaresizlik! Yaraya basılan tuz çaresizliğin akrep zehridir.

Ben, her gün o zehrin tadını almaktayım. Ve her gün hüzünlerden toplamaktayım zehrimi, yaram her daim büyümekte ve genişlemekte, hüzünler devşirmekteyim; çaresiz ellerim kırılmakta her hüzün dolu gözün karşısında.

Ben Sumat, eski bir eşkıyayım. Hüzünlerle dolmuş bir hazinenin sahibiyim, kimin gözlenin önünden geçsem hazineme katık ederim hüzünlerini.

Bu sabah çaresiz bir hüznün yıkadığı gözlere dokundu, çaresizliğim! Bulutlar karardı ve ben onun hüznüne kefaret olsun diye, hüzün ektim mezarımın üzerine.

Eşkıyanın Son Ahı




Yağmurda sallanır kalp bir yaprak gibi
Kalbi, bir ceset göğsünde taşır kurşun gibi
Bir karamsar aydınlık kuşatır kuşları
Kervan yıldızlar kayınca yönünü şaşırır

Yelkovanın ruhundaki rüzgar gelip geçerken
Atsız süvarinin kılıcı kınında titrer
Bir düşünce sessizce oturur göğüslere ağır
Yağmur yağar, bulutlar kararır, güneş solar

Bir düşünce büyür yağız akrep
Sessizlik, som karanlık bir aleve döner sonra
Ve darağacında kalır eşkıyanın son âhı
Aşk, boşlukta donar kalır.




İzzet KOÇAK

2009 Yılında Okuduğum En Güzel 7 Kitap


Sur Kenti Hikayeleri - Ali Ayçil

Cam Irmağı Taş Gemi - Nazan Bekiroğlu

Meleksel Dokunuşlar - Murat Koçak

Doğunun Limanları - Amin Maalouf

Tuareg - Alberto Vazquez-Figuero

Şampiyonların Kahvaltısı - Kurt Vonnegut

Of Not Being A Jew - İsmet Özel



Okuma Listesi 2010



KİTAP AYRACI / SİMERANYA

  • Belkıs'ın Tahtı - Murat Koçak - Ve Edebiyat Yayınları
  • Divan - İrvin D. Yalom - Ayrıntı
  • Katre-i Matem - İskender Pala - Kapı
  • Ruhun Deşifresi - Mehmet Ali Bulut - Popüler
  • Leyla ve Mecnun - Fuzuli/Şiirsel çeviri: Ahmet Koçak - Ve Edebiyat
  • Hz. Peygamberin Savaşları - Muhammed Hamidullah - Y. Şafak
  • Masallar - Erdal Demirkıran - Kaşha
  • Aşk - Elif Şafak - DK
  • Empati - Adam Fawer - Aprıl Yay
  • İmkansız Öyküler - Rasim Özdenören - İz
  • Çivisi Çıkmış Dünya - Amin Maalouf - YKY
  • Araf - Elif Şafak - Metis
  • Bütün Hikayeleri - Reiner Maria Rilke -İthaki
  • Alacakaranlık - Stephenie Meyer - Epsilon
  • Limon Ağacı - Sandy Tolan - Pegasus
  • Son Düzlük - İbrahim Tenekeci - Birun
  • Deneme Yanılma - Hüseyin Akın - Birun
  • Mem ile Zin - Sadık Yalsızuçanlar - Timaş
  • Süleyman ile Belkıs - Fatih Okumuş -Timaş
  • Ferhat ile Şirin - Fatma Şengül Süzer - Timaş
  • Arzu ile Kamber -Necdet Ekici - Timaş
  • Kerem ile Aslı - Sadık Yalsızuçanlar - Timaş
  • Yusuf ile Züleyha - Nazan Bekiroğlu - Timaş
  • Acımak - Stefan Zweig - Akvaryum
  • Birkaç Deli Güvercin - Nurullah Genç - Timaş
  • Göçebe - Stephenie Meyer - Epsilon
  • Boş Laflar Antolojisi - Bülent Akyürek - Taksim&Taksim
  • Seviyordum Söyleyemedim - Bülent Akyürek - Sapan
  • Kadınlar Üzerine Ahmet Abi'nin Gözünden Kaçanlar - B. Akyürek- Kar
  • Ve Tanrı Ağladı - Bülent Akyürek - Nokta Kitap
  • Yüzüklerin Efendisi 1 / Yüzük Kardeşliği - J.R.R. Tolkıen - Metis
  • Yüzüklerin Efendisi 2 / İki Kule - J.R.R. Tolkıen - Metis
  • Yüzüklerin Efendisi 3 / Kralın Dönüşü - J.R.R. Tolkıen - Metis
  • Dualar ve Aminler - Arif Nihat Asya - Ötüken
  • Divan - Mustafa İslamoğlu - Denge
  • Sürgün Özlemler - Ahmet Mercan - Denge
  • Dört Oyun - Bernard Shaw - İş Bankası Kültür
  • Hatırla! Geçmişin Gelecegindir - Alev Alatlı - Zaman
  • Öğle Namazına Nasıl Kalkılır - Bülent Akyürek - Fincan
  • Korkma Ben Varım - Murat Menteş - İletişim
  • Uçuş Denemeleri - İbrahim Tenekeci - Profil
  • Mehdix - Turgay Güler - Popüler
  • Ve Sen, Kuş Olur Gidersin... - Tarık Tufan - Profil
  • Huzursuz Bacak - Mustafa Kutlu - Dergah
  • Tahir Sami Bey'in Özel Hayatı - Mustafa Kutlu - Dergah
  • Kur'an-Kerim ve Türkçe Açıklamalı Tercümesi
  • Hz. Muhammed'in Hayatı - Martin Ling - İnsan
  • Kayıp Gül - Serdar Özkan - Timaş
  • Tek Kelimelik Sözlük - A. Ali Ural - Şule
  • Makyaj Yapan Ölüler - A. Ali Ural - Şule
  • Satranç Oynayan Derviş - A. Ali Ural - Şule

Sakin Ol! Yüz Felci Geçiriyorsun!





"Kendini çok iyi hissettiğin bir günün ardından, kulağının arkasında bir sızı yavaş yavaş baş göstermeye başlamışsa: bir ağrı kesici at geçer; ertesi gün yediklerinden içtiklerinden dilin tat almamaya başlamışsa: ağzının tadı kaçmıştır; ve üçüncü gün konuşurken yüzünde bir tuhaflık hissedip aynaya baktığında dudağının bir tarafa kaydığını görmüşsen; sakin ol, yüz felci geçiriyorsun!"


Kendini çok iyi hissettiğin bir günün ardından, kulağının arkasında bir sızı yavaş yavaş baş göstermeye başlamışsa: bir ağrı kesici at geçer; ertesi gün yediklerinden içtiklerinden dilin tat almamaya başlamışsa: ağzının tadı kaçmıştır; ve üçüncü gün konuşurken yüzünde bir tuhaflık hissedip aynaya baktığında dudağının bir tarafa kaydığını görmüşsen; sakin ol, yüz felci geçiriyorsun!

Ben oldukça sakindim aynanın karşısından döndüğümde. Hanıma sanırım yüz felci geçiriyorum, dedim. Hanım dikkatlice yüzüme baktı ve konuşurken dudağımın kaydığını görerek o’da buna kanaat getirdi. Yine de internetin başına geçerek birinci paragraftaki belirtileri sırasıyla google amcaya sordu. Cevabı tahmin ettiğimiz için doğruyu bulmakta zorlanmadık.

Cuma akşamı tanıştım yüz felçli yüzümle. Sol gözüm kapanmıyordu. Bunu nasıl fark edemediğimi anlayamıyorum şimdi düşününce. Birkaç gün kendimi kötü hissettiğim için devamlı yatıyordum. Yavaş yavaş ilerlediği için tahmin etmesi zor oldu. Tabi neden doktora gitmediğimi soracaksınız. Ben hastanelerden hiç hoşlanman; çünkü ne zaman gitsem dert beni sarmış ve ben derman aramak için koşturmak zorunda kalıyorum. Ama, Allah dermansız dert vermesin.

Ertesi gün hastanedeydim. Nöroloji doktoru yüzüme bakar bakmaz yüz felci geçirdiğimi anladı. Zeki adam, ama yine de KBB doktoruna muayene olmamı önerdi. Kendiside benimle birlikte KBB doktorunun odasına kadar geldi sağ olsun. Bu dediklerim özel bir hastanede oluyor, torpil falan yok! Kulaklarda problem yoktu, yüz felcimin sebebi kulaklara bağlı bir enfeksiyon değildi. Tomografiden de bir şey çıkmayınca teşhis kondu: cereyan! Rüzgar yada buna yakın başka bir sebepten dolayı yüz felci geçirmekteydim. Beyin damarlarınız tıkanmamışsa, kulak enfeksiyonu ya da kulağa bağlı bir rahatsızlığınız yoksa doktorunuzun cevabı hazır, cereyan!

Doktor bey bana, kortizon hormonu içeren prednol-l 250 mg ampullerden beş tane verdi. Bu kortizon uzun süreli kullanımlarda vücuda oldukça zarar vermekteymiş. Ben sadece beş gün kullandım ve kendimi patlayacak gibi hissettim. Bu da yan etkilerinden birisiymiş. Yüz felci geçiriyorsanız bu iğneyi 100 mg serumun içine katıp damarlarınıza akıtıyorlar. Faydası mı? Bilmiyorum. Yüz felçlerine sebep olan beş numaralı sinirin kendine gelmesinde yardımcı oluyor. B vitamini eksikliğini gidermek için bir benexol, kulağımın arkasındaki devam eden ağrım için asiviral ağrı kesici. Daha sonraki günlerde bu ağrı o kadar dayanılmaz oldu ki asiviral yetmedi. Doktorum tegretol kullanmamı söyledi. İlacın prospektüsünde faydaları bir sıra zararları sayfalarca anlatılıyordu. Bende kullanmakta tereddüt ettim. Lakin bir gece daha aynı ağrıyı çekince tegretolun yarısı midemdeydi. Düzenli olarak kullanınca ikinci gün ağrılarımı kesti. Bir hafta kullandıktan sonra kestim. Ağrı da kesilmişti zaten.

Predonal da bitince tekrar kontrol için doktora gittim, yüzümde pek bir gelişme olmamıştı. Doktor ilaç tedavisine gerek olmadığını söyledi. B vitaminine devam etmemi söyledi. Tabi ilk görüşmeden itibaren mimik hareketleri yapmaya ve sakız çiğnemeye başlamıştım. Sakızı da nasıl severim anlatamam! Bana bir hafta sonra gelmemi ve fizik tedaviye başlamamız gerektiğini söyledi doktorum. Kaç gün sürecek bu tedavi diye sordum. On dört gün. Bunun başka bir yolu yok mu? diye sordum, yoktu. Benin derdim günde seksen kilometre gelip gitmekti. Muradiye’de fizik tedavici yok. Van ise seksen kilometre. Hadi gidip hastanede yatsak, evde hanım, çocuk. Memlekete haber versek, olmaz. Millet telaşlanır bir şey varmış gibi üzülürler. Onlar gelse o da ayrı bir sıkıntı.

Hanımla bir istişare karar verdik memlekete gideceğiz. Biraderleri aradım. Hastanede fizik tedavici olup olmadığını öğrendim. Varmış. Tabi onlara neden fizik tedavici aradığımı anlatmak biraz zor oldu. Zira ben iki yıl önce de tümör sebebiyle yüzümden ameliyat olmuştum. O zamanda yine dudağım falan kaymıştı. Hemen akla o geldiği için, açıklamama tümörle alakalı olmadığını söyleyerek başladım. Tabi anne ve babama bir şey demedim. Kendi gözleriyle görürlerse içleri daha rahat olurdu. Adı kötü meretin, uzakta olunca daha da büyüyor insanın gözünde.

Sağ olsun müdürüm bana izin aldı. Ben, memlekete vardıktan sonra adımdan izin kağıdımı faksladı. Fazla yalakalığa gerek yok, iyilik unutulmaz.

Bu ara memleketim Konya- Ereğli, otobüs terminale girince babam bizi almak için gelmişti. Ben güneş gözlüğünü gözüme taktım, gözüm açık olmadıkça felç çok belli olmuyor dikkat etmeyince, babamda çok dikkat etmedi zaten ilk görüşte, biz valizlerle uğraşırken o torunuyla ilgileniyordu. Elini öpüp valizleri kapıp arabaya gidecektim. Ama planlarım tutmadı. Bir başka otobüsle gelecek olan oğlunu bekleyen bir imam ağabeyim, benimle selamlaşmak için geldi ve ilk tepkisi, yüzüne ne oldu, oldu. Ben mırın gırın etsem de babam yüzüme dikkatlice bakmaya başladı. Ben, sorun yok, yüz felci geçirdim, babamın haberi yok. Diyince imam ağabeyim mahcup bir şekilde benim elimdeki valizi aldığıyla fırladı yanımızdan. Bende dudumu nasıl anlatılabilirse o şekilde babama anlatmaya çalıştım. Baban şok olmuş bir halde ağzından kelam düşmeden arabaya kadar gitti. Eve kadar ağzından kelimeler zor dökülüyordu. Zorla birkaç kelime anca alabildim. Üzülmüştü; canım babam, hakkını nasıl öderim. Ne zaman hastalansam benim kadar, belki benden daha fazla derdimi çekiyor.

Biliyorum uzuyor ama bu benim günlüğüm!

İkinci fasıl daha tehlikeliydi çünkü annemle karşılaşacaktık. Benim yüz felcimde yüzüm bir taraflara kayıp gitmemişti, donmuştu. Sol güzüm tam olarak kapanmıyordu ve yüzümün sol tarafı beton gibi donmuştu. Konuşmadığın sürece dikkat edilmezse felç belli olmuyordu. Annemde bu sayede ilk karşılaşmada güneş gözlüğü sayesinde fark etmedi. Zaten ilk kucaklanılan torun oluyordu. İçeri girince annemi karşıma aldım ve durumu anlattım. Babamdan pek bir farkı yoktu annemin de oda şok olmuştu. Sen, bu hastalıklardan hiç mi kurtulamayacaksın, dedi. Gerisi benim.

Tüm yakın akrabalarım geçmiş olsuna geldiler, Allah onlardan razı olsun. Kayınvalidemle karşılaşmakta kendi anam babamla karşılaşmam kadar zor oldu. Bizimkiler göz yaşlarını beni üzmemek için sonraya saklıyorlardı ama o saklayamadı. Benim gibi durmadan hastalanan biri için ağlayan sayısı az olmuyordu. Sanırım haline pek acımayan tek kişi benim!

Sonrası fizik tedavi için hastaneye gitti ne yazık ki doktor izindeydi. Bu yüzden tedavi başlamadı. Özel bir rehabilitasyon merkezine gittim oradaki fizyoterapist bana mimik hareketlerini gösterdi. Doktor gelene kadar bunları yap, dedi. Eğer doktor gelmezse biz sana yardımcı oluruz dediler.

O günden sonra mimik hareketlerini yapmaya başladım. İlk hastalandığımda doktor bir ay içinde toparlayacağımı söylemişti. Oysa o gün itibariyle üç haftayı doldurmuştum ve belirgin bir gelişme kaydedememiştim; nasıl felç yavaş yavaş olmuşsa iyileşme de öyle yavaş oluyordu. Hala iyileşmeye devam ediyorum. Aceleye gerek yok!

Fizik tedavi uzmanıyla görüşmemizin ardından beni devlet hastanesinin fizyoterapistine gönderdi. On beş gün boyunca her gün 25 dakika tedavi gördüm. Valla birkaç kez sorsam da şimdi tedavilerin tıbbi adlarını hatırlamıyorum. 10 dakika kırmızı ışık veren bir lambanın altında yatıyor, yüzüm ısıtılıyordu. Bunun ardından da sinir uçlarına elektrik veriliyordu. Yüzümde on beş – on altı sinir noktasın yaklaşık otuzar kez, üç tur halinde elektrik verildi. Bu rakamları ben yatarken sayıyordum. Bu dönemde yüzümdeki düzelme ilerlemeye devam etti. Lakin gözümdeki problem hala devam ediyor.

On beş günün ardından fizik tedaviye ara vermemiz gerekti. Doktor iki hafta sonra kontrole gel duruma göre fizik tedaviye devam edebiliriz, dedi. Bu sıra mimik hareketlerine devam etmemi salık verdi. Bense zaman ilerledikçe mimik hareketlerini iyice azalmıştım. İlk başlarda saat başı on-on beş dakika yapıyordum. Bu zamanla günde bire indi, bugünlerde ise hiç yapmıyorum. Kontrole gittiğimde ise bu kez fizyoterapist izne ayrılmıştı. Doktor durumun iyi olduğunu söyledi. Yine de eğer istersen fizyoterapist izinden döndükten sonra tekrar seans yazabileceğini söyledi. Tekrar kontrole gitmedim, çünkü taş düşürüyordum o zaman.

Neyse eylül bir itibariyle üç ayımı dolduracağım. Yüzümde tam manasıyla olmasa da düzelme gerçekleşti. Hala yüz kırışıklıklarım –çok az olmakla birlikte- asimetrik değil, gözümde ise sol gözüm sağ gözüme göre yavaş işliyor. Bu yüzden karşımdakine göz atıyormuşum gibi görünüyor. Gün geçtikçe ilerleme devam ediyor. Bu hastalık böyle kiminde on-on beş günde düzelme sağlanırken kiminde bu süre oldukça uzuyor. Benin tek yanlışım mimik hareketlerini gerekli ciddiyetle devam ettirmemem oldu.

Allah kimseye dermansız dert vermesin, dert verip derman aratmasın. Kolay değil, ama telaş etmeye de gerek yok, telaşın bir faydası yok!

Benim yüz felci maceram böyle, biliyorum ki bu maceraya her gün birileri daha katılıyor. Düzelme genel olarak gerçekleşiyor, kiminde çabucak kiminde daha yavaş. Allah, herkese sağlık sıhhat versin inşallah.