Yalnız başına yolculuğa çıkmak için hazırladığı bavullarından birisini daha hazırlamıştı. Ve yine yüzlercesi gibi bu yolculukta bir nedenle başlamadan bitecekti. Bunu bile bile bir bavul hazırlamak! Her zaman bunu yapabileceğine dair kendisini hazır hissetmesine yardımcı oluyordu. Ve bir gün hazırladığı bir bavulla kayıplara karışıp gidecekti. Yastığının altında kefenini hazır tutanlar gibi o da yolculuğu için bir bavulla bekliyordu eşikte.
Yağmur yağıyordu usulca kaldırımlara. Son yağmur damlası yanağına düştü saklandığı saçağın altında. Rüzgardı onu savuran yalnızlığına, milyonlarca damla toprağın bağrında kendisine yer bulurken o yalnızlığı seçimi dışında kabul ederek bir bilinmez yalnızın yanağında kendisine yer bulmuştu. Bulduğu yer, bulunmak isteyeceği son yer olsa bile. Tutunmak için neden bu kadar çaba harcayacağı bir yerde olduğunu zavallı damlada anlamakta güçlük çekiyordu. Damlanın kaderi yanağın sahibinin kaderi oluveriyordu bir an içinde.
Yalnızlığını hissetti yanağında yağmur damlasının. Onun yalnızlığını alsın diye birkaç damla gözyaşı akıttı yanaklarına. Yanağında birkaç damla gözyaşı ve bir yağmur damlası yan yana geldiler. Sanki yalnızlığı bitiverecekti yanında kendine benzeyen damlalar bulunduğunda. Oysa acı daha da koyulaştı yağmur damlası için, onun yalnızlığı bambaşkaydı. Onun yalnızlığı yanağına düştüğü bedenin yalnızlığını yansıtıyordu. Kalabalıklar arasında ama kalabalıkla bir türlü yan yana gelemeyen bir yalnızlık. Yanındakilerin sayısı arttıkça daha da koyulaşıyordu yalnızlığı.
Uzaklaşmak için hep bir bavul hazır tutuyordu. Yalnız başına gidecekti, kimsenin kendisini kendi olarak bilmediği bir yere. Yalnızlığını yalnızlıkla sınamak istiyordu her daim. Ve her daim bunu yapmaktan kaçıyordu. Kendi çelişkisini gördü son yağmur damlasında. Yanındaki göz yaşlarını terk edip gidemiyordu. Gözyaşları onun için gelmişlerdi oraya, kendi kaderini onların kaderiyle bağlayan bu yanaktan süzülüp akamıyordu kendi isteğiyle.
Bir el gelip elinin tersiyle siliverdi yanağı ve yanağın üzerindeki damlaları. Bir infilak yaşanmıştı. Ama bu kimseyi bu kadar sevindirmemişti, son yağmur damlasını sevindirdiği kadar. Elin tersinin sahibi, kendisini de bir gün böyle sevindirecek bir elin hayaliyle milyonlarca yağmur damlasının altından yürümeye başladı kaldırımda.
Ama nedendir bilinmez son yağmur damlasının ardından hiçbir damla yanağa düşmeye cesaret edemedi. Nedeni belliydi elbetteki bilinmez gibi görünsede. Bir kader birçok kaderi bu kadar karanlığa sürüklememeli. Bavulunu toplayıp çekip gitmeli ya da yastığın altında durana sarınıp toprakla hemhal olmalı.
Son Yağmur Damlası
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

7 yorum:
yastığın altında silah mı var
Sarınılıp toprakla hemhal olmayı sağlayacak birşey...
"Yorumunuz onaylandıktan sonra görülecektir."
Beğenmediklerin görülmeyecek mi? :D
Öyküdeki yalnız adam, okuldaki herhangi bir kişiyi; kalabalık ise okuldaki herkesi ve elinin tersiyle yanağı silen el de okul müdürünü mü temsil ediyor? :D
Sozdar
Yüreğine sağlık, çok güzel olmuş.
Sozdar, Böyle bir çıkarım yaptığınıza göre böyle bir düşünce sizi memnun ediyor zannedersem. Benim hiç böyle bir düşüncem olmadı.
böyle bi yazıyı okumaya ihtiyacım varmış...yağmur damlası olmak nasıl bi duygudur bilmem ama yağmuru da damlasını da çok severim.bi gün biri gelir de siliverir mi acaba elinin tersiyle acıları pardon damlaları.
İYİ Kİ DOĞDUN. . .
Yorum Gönder
Yorumunuz için teşekkür ederim. İzzet KOÇAK