Kelimelerin tarif yeteneksizliği içinde tarif etmeye çalışmıştık hayatı kendi başımıza.
Soba belki yanmıyordu. Koridorlarda heyecanlı koşuşmalar olmuyordu. Hayat durmuştu da bir biz kalmıştık savrulan başka mevsimlere.
Parlayan bir gülümsemenin arkasına saklanmış hüzünlerin vardı. Her şeyin sahte olduğu bir dünyada sadece bakışların gerçekti.
Binlerce yılın yabancısı bir masalın, sonu karamsarlık denizinde biten yolcularıydık.
Bilmeseydik, bilir miydik çektiğimiz acıları?
Acılarımıza katık eder miydik acılarımızı? Rüyalarımızda buluşup ağlaşır mıydık? Bu dünyadan vazgeçip başka bir dünyanın varolduğuna dair sözleşir miydik? Bilmeseydik, bilir miydik geceleri aynı sıkıntı ile uykularımızın dağlandığını?
Kabul etmedi yüreğin bu kadar acıyı. Kabul edemedi hüzün denizlerine demir atmış yüreğim, senin acı çekmeni. Bir tutam gülümseme bırakmıştık çınar ağacının gölgesine, onu da sisler içinde kaybettik.
Şimdi bir yıl önce bugün olmasaydı.
Bugün bende olmayacaktım bu satırları yazan. Sende okuyanı olmayacaktın yazılanların…
“Keşke..?”
Keşke bilseydik, kalplerin ne kadar ağır yükler olduğunu taşımaya hiç başlamazdık o zaman. Ama bir kez başladık, ve taşıdığım yük benim, ve ben o yükü sonuna kadar taşıyacağım.
Bundan belki senin bile haberin olmayacak.
Bir Yıl Önce Bugün
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder
Yorumunuz için teşekkür ederim. İzzet KOÇAK