Mart, gece yarısı, uykunun en seyrek olduğu vakitlerden bir vakit. Üzerinde görülmüş son rüyadan kalma yağmur damlaları.
Taş bahçenin yıkık kapısından içerde, bir küçük havuzun başında, suyun yansıtamadığı çizgilerle bezeli yüreğinde, ince ince inleyen bir sızı.
Üçüncü hücrede bir ney sesi. Ney sessinde dağlanmış bir yüreğin son tınısı, gece yarısı…
Küçük bir mum, kara kaplı kitabın başında. Mumun başında ateş. Ateşin başında pervane, mum eriyip yok olmasın, diye kendini ateşe atmaya hazır.
Mum kendi ateşiyle erirken geceye, bir pervane düşer ayakları dibine, yanmış… Aşk bilinmezlikte siyahtır. Siyah gören her gözde tüm renklerin aşkıdır.
Gece yarısı soğuk bir esinti geçer yorgun kalplerden. Pervane düşmüştür, mum bitmiştir. Kara kaplı kitabın içinde okunmamış ak kelimeler kalmıştır.
Yağmur yağmıştır.
Son boynu bükük dervişte omzundaki yağmurla taş bahçenin önünden geçip gitmiştir, içinde göründüğü rüyadan habersiz …
Taş bahçenin yıkık kapısından içerde, bir küçük havuzun başında, suyun yansıtamadığı çizgilerle bezeli yüreğinde, ince ince inleyen bir sızı.
Üçüncü hücrede bir ney sesi. Ney sessinde dağlanmış bir yüreğin son tınısı, gece yarısı…
Küçük bir mum, kara kaplı kitabın başında. Mumun başında ateş. Ateşin başında pervane, mum eriyip yok olmasın, diye kendini ateşe atmaya hazır.
Mum kendi ateşiyle erirken geceye, bir pervane düşer ayakları dibine, yanmış… Aşk bilinmezlikte siyahtır. Siyah gören her gözde tüm renklerin aşkıdır.
Gece yarısı soğuk bir esinti geçer yorgun kalplerden. Pervane düşmüştür, mum bitmiştir. Kara kaplı kitabın içinde okunmamış ak kelimeler kalmıştır.
Yağmur yağmıştır.
Son boynu bükük dervişte omzundaki yağmurla taş bahçenin önünden geçip gitmiştir, içinde göründüğü rüyadan habersiz …

0 yorum:
Yorum Gönder
Yorumunuz için teşekkür ederim. İzzet KOÇAK